Sponsorlu Bağlantılar


Kopyaladığınız içeriğe linkimizi eklemeyi unutmayın. haber.etkinlikpaylas.com

Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldızın “Ömer Dinçerin Açıklamaları Milli Eğitimdeki Sorunların 2012de de Çözülmeyeceğinin Habercisidir!” başlıklı açıklama metnidir.

 

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 2011 yılını geride bıraktığımız günlerde Vandaki öğretmenlerden atamalara kadar birçok konuya değindiği bir röportaj gerçekleştirdi. Dinçerin adeta 2011de yaşanan sorunların bir panoraması olan açıklamaları, 2012de de bu sorunlara ilişkin tatmin edici çözümlerin ortaya konmayacağının sinyallerini vermiştir.

 

Bakan Dinçerin, Van depremi ve deprem mağduru öğretmenler ile ilgili olarak “Hangi okullarda eğitim yapılabilir hangilerinde yapılamaz çok net ortaya kondu… Günlük hayatın normale dönmesi için öğretmenlere eğitim verdik” şeklindeki açıklamalarının basında yer aldığı anlarda, öğretmenler Van sokaklarında konteynır, tuvalet ve duş gibi temel ihtiyaçlara ilişkin sıkıntılarını ve halen uygun koşullarda barınamadıklarını haykırmaktaydılar. Milletvekillerine kıyak zamların konuşulduğu bugünlerde Vanlı öğretmenler, belki de hayatlarının en zor günlerinde ek ders ücretlerinden dahi mahrum bırakılmış olmanın sıkıntısını üzerlerinde taşımaktadırlar. Bakan ise açıklamalarında ilerleyen günlerde gündeme gelecek “Vanda telafi eğitimi için fazla mesainin” sinyallerini vermiştir. 

 

Dinçer, deprem bölgesinde eğitimin yanı sıra MEBin yeniden yapılandırılması konusuna da değinerek, kendisinden önceki bakanların da “Dünya Bankası”(!) ile “Avrupa Birliği” ile projeler yaparak yeniden yapılandırma adımları atmaya çalıştığını ancak bunu kendisinin başardığını gururla söylemiştir. 

 

Milli eğitim bürokrasisini böylece “profesyonel” hale getireceğini söyleyen Bakan, Dünya Bankası tavsiyelerini kanun hükmünde kararnamelerle bir gecede hayata geçirebilen bir dönemin hükümetinin mensubudur. Profesyonellik ise AKPli bir bakan için “kamusal hizmetler alanını piyasanın mantığı” ile işler hale getirmekten başka bir şeyi ifade etmemektedir. Bu değişiklikte “öğretmen sendikalarından bile çok destek gördüklerini” iddia etmesi ise bizi şaşırtmamıştır zira geçtiğimiz günlerde Bülent Arınçın açıklamaları, AKP Hükümetinin sendika kavramından yalnızca yandaş sendikayı anladığını açıkça ortaya koymuştur.

 

Açıklamalarında “artık bir öğretmen için okula gitmek, orada emekli olana kadar tek düze ve rutin bir hayat içerisinde, mesleki bir çaba sarf etmek olmamalı. Bunun yerine aynı yerde kalsa bile hem mesleki kariyerinde değişme ve gelişmelerin olduğu hem de kendi niteliklerini geliştirebildiği bir yapı olsun” diyen Bakan, öğretmenler için rotasyonun sinyallerini bir kez daha vermiştir. Ülkemizde öğretmen olarak çalışmanın zaten insanüstü bir mesleki çaba gerektirdiğini görmek istemeyen Bakan, TKY, performans gibi uygulamaları 2012de de yaygınlaşarak sürdürmek istediklerini göstermiştir. 

 

Ne var ki 2012 yılına ilişkin birçok piyasacı reformu müjdeleyen Bakan, öğretmen atamaları konusuna gelindiğinde suskunlaşmış, yeni yılda kaç öğretmen ataması yapılacağı sorusuna “bilgim yok” cevabını vermiş, öğretmenlerin bu konuda mağdur olduğunu kabul etmekle birlikte, “Hükümet bu konuda neyi uygun görüyorsa en doğru karar odur” diye vurgulamaktan geri kalmamıştır. Bir süre önce her mezunun öğretmen olmasının gerekli olmadığını söyleyen Bakan bu açıklamalarında da benzer ifadeler kullanmıştır. “Her mezun olan devlet okulunda öğretmen olacak diye bir şey yok” diyen Bakan, ataması yapılmayan öğretmenlere, özel dershanelerde, okullarda çalışmalarını öğütlemiş ve eğitimin AKPnin tüm özelleştirmeci zihniyetine rağmen halen %97 oranında kamusal bir hizmet olduğunu ve kamu istihdamına dayandığını belirterek bundan adeta yakınmıştır.